Bu gün yeni yılın hazırlıkları devam etti.
Arıcılık için güç birliği yapmayı planladığımız arkadaşlardan birisinin arılığını ziyaret ettim.
Oksalic asit buharlaştırma uygulamasını detaylı olarak anlattım ve uyguladık.
Bizim bölgemizde arı hala uçuyor. Bu gün güzelde polen getirdi.
Bende yeni bir bölge inceleme fırsatı buldum.
Bu arada güzel nektar ve polen veren ama benim bilmediğim bir sarmaşık gördüm ki benzerlerini daha önce görsem de bu tür ağaçların özellikle küçük meşe gruplarının üzerine tırmanıyor ve beyaz çiçek açıyor.
25 Aralık 2012 Salı
20 Aralık 2012 Perşembe
Kemalpaşalı Arıcıların Ziyareti
Bugün çok güzeldi.
Müzemiz kalabalık oluyor. Kemal Paşa İlçe Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğü Kemalpaşa ilçesi arıcılarını müzemize getirdi. Özellikle arıcılığı geçim kaynağı olarak yapan arıcılarımız ile tanışmak beni heyecanlandırıyor.
Müzemizi gezen arıcılar hem bilgi aldılar hemde ben onlardan yıl ve bölge bilgileri edindim.
Bunun yanında Üniversitemiz Eğitim kadrosundan güzelde bir eğitim aldılar. Sorunlarını paylaştılar ki yavaş yavaş müzemizin eğitim ayağıda oturuyor.
Onlar ayrılmadan kapıya yanaşan minibüsler benim istediğim seslerin müzeyi doldurmak üzere olduğunu müjdeliyordu.
Aydın Köşk Beyköy Polis Abla Orta okulu 8.ci sınıftan 35 öğrenci ile habersiz bir şekilde gelmişti müzemize. Çok sevindim.
Müzemiz kalabalık oluyor. Kemal Paşa İlçe Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğü Kemalpaşa ilçesi arıcılarını müzemize getirdi. Özellikle arıcılığı geçim kaynağı olarak yapan arıcılarımız ile tanışmak beni heyecanlandırıyor.
Müzemizi gezen arıcılar hem bilgi aldılar hemde ben onlardan yıl ve bölge bilgileri edindim.
Bunun yanında Üniversitemiz Eğitim kadrosundan güzelde bir eğitim aldılar. Sorunlarını paylaştılar ki yavaş yavaş müzemizin eğitim ayağıda oturuyor.
Onlar ayrılmadan kapıya yanaşan minibüsler benim istediğim seslerin müzeyi doldurmak üzere olduğunu müjdeliyordu.
Aydın Köşk Beyköy Polis Abla Orta okulu 8.ci sınıftan 35 öğrenci ile habersiz bir şekilde gelmişti müzemize. Çok sevindim.
Çocukların arasında kendimi çok daha genç hissediyorum
Onlarda mutlu olarak ayrıldılar müzemiz den. Bana ise yerden topladıkları gladiçya tohumları ile kulağımdan bir süre silinmeyecek çığlıklarının yanında gülüş, neşe ve ilgilerinden oluşan güzel anılar kaldı..
.
19 Aralık 2012 Çarşamba
Arılık
Zaman ve havayı bulup arıları açamadık.
Gerçi buna gerekte yok. İşlemler tamamlandı nasıl olsa.
İki hafta ara ile iki tur daha varroa mücadelesi yapılacak o kadar.
Mehmet GENÇÜNAL ağabey sayesinde tanışmış olduğumuz oksalik asit buharlaştırma yöntemi büyük kolaylık ve yüksek etki sağladı.
Gözlem kovanından takip ettiğim kadarı ile arının üzerindeki varroalar anında darbe yiyor.
Bir çerçeve arı bulunan kolonide iki uygulama sonrası 27 varroa döküldü.
Gözlem kovanında az miktarda arı olduğundan başka uygulama yapmayacağım.
Organik asitler ve her türlü etken maddenin fazlasının zararlı olduğunu düşünüyorum.
İlk uygulama sonrası 12 saat sonunda dökülen varroa sayısı 17 iken süre 24 saat olduğunda koloni başına 34'e kadar çıktı.
.
Çiftleştirme kutusu içinde ve banka tabir edilen kafeste ana arı kışlatma denemem olumlu gidiyor.
Eski ve yeni kovanlar bir arada.
Bulunduğum yerde yağma yüzünden koloni kaybetmek çok kolay. Bu yüzden polen tuzakları açık ama giriş geçici olarak kartonla daraltılmış durumda. Bir kaç gün içinde yeni uygulamaya geçilecek. Koloni girişi tel kafesle korunacak.
Arıların üzerinde bulunan zeytinler.
Buda komşumun zeytini. Maşallahı var.
18 Aralık 2012 Salı
Çine' de yağmur var..
Bu gün hava gerçek Aydın havasıydı.
Sabah sekizde Aydına giderken, yollar sisli pusluydu.
Saat on bir civarı Çine ye geri döndüğümde kapalı olsa da gayet sakin ve ılık bir hava yaşadık.
Öğleden sonra tşört ile çalıştım. Arılara bakma imkanım oldu.
Çok fazla kurcalamadım ama genel durum iyi gidiyor.
Yetişip kış stoğunu yaptıramadığımız arılar, sıkıntılıydı.
Elde yaklaşık 20 koloni var ve Ankara da üretilmiş ana arılara sahip kovanlar 9-10 çerçeve civarı arı ile baharı bekliyorken Muğla arılarımız 3-4 çerçeve.
Tabi ki sadece ırk ile alakalı bir durum değil bu anlattığım.
Bu arılardan hiç biri çama gitmedi.
Ancak iki grup ( ırk diyemeyeceğim) arasında balı kullanmada bariz farklar mevcut.
Polen gelişi mevsime göre güzel olmasına rağmen nektar olmayışı arıyı sürekli strese sokuyor.
Arının en çok yıprandığı dönem bu dönem aslında.
Bazı kolonilerde yavru sahası avuç içi kadar.
Bazılarında biraz daha fazla.
Yüksek mevcudu ile kışa soktuğum arıları koruyabilirsem Kargan balı üretmek istiyorum önümüzdeki bahar.
Buraya böyle günlük notlar düşerken önümüzdeki süreçte kış aylarında yapılan besleme hatalarını ve neler yapılması gerektiğini paylaşmak istiyorum sizlerle. Zaman oldukça onuda yazarız. Tüm arıcılara saygılar.
17 Aralık 2012 Pazartesi
Dördüncü arıcılık kursumuz açıldı.
Özel Çine Arıcılık Müzesinde, Çine Halk Eğitim Merkezinin katkıları ile vermiş olduğum 4. Arıcılık kursu geçen hafta başladı. Kursa 31 kursiyer katılmakta. Fotoğrafları çarşamba günü yayınlarım artık.
Oldukça zevkli geçen kurs süresince havalardan dolayı pek arı açamasak bile bilgi anlamında dolu bir kurs verdiğimi düşünüyorum. Tabi ki gönül uygulama yapmak istiyor. Onuda şubattan sonra yapacağız artık.
Burada Melek hanım İstanbul'da. Anneannesi ile beraber. Onu çok özlesem de şubat ayına kadar sabretmem gerekiyor.
Sağlık durumu iyi ya bekliyoruz şimdilik.
Arılara gelirsek oldukça sıkıntılı bir süreç yaşadım. En son komşumun 3 kolonisini yağmaya kurban verdik.
Eldeki arılar oldukça iyi durumda, besin sıkıntıları vardı yağmacılık yolu ile hallettiler bu sıkıntıyı da.
2013 planlarında 100 arının üzerine çıkmak olduğu için onları çok güçlü tutmalıyım.
Gece sıcaklıklarındaki düşüş sıvı beslemeyi engellese de gündüzleri alabildikleri kadar koyu şurup veriyorum ki zamanında yapmadığım kış stok beslemesini şimdi yapmaya çalışıyorum. Bu denim en büyük hatam belkide. Arıcılıkta bir iş yapılması gereken zamanda yapılmak zorunda.
Yakın dönemde elimde bir kaç proje var.
Bunları yazmam gerekiyor. Belki bir iki tanesini hayata geçirebiliriz.
Tüm arıcılara kayıpsız bir kış diliyorum.
5 Şubat 2012 Pazar
Bu kadarınada pes doğrusu
Anadolu arısına etmedik hakaret bırakmayan vatandaşların, saf Anadolu arı satışına hazırlandığını duyuyoruz.
Dün çıplak ve verimli arıcılık için izinsizce Almanyadan getirilen ana arıların foyası çıkınca, saf Anadolu arısı
Reklamı çıktı ortaya. Tıpkı bal reklamları gibi.
Islah konusunu sadece bir tohumlama aleti ile çözebilseydik keşke.
Bunca zamandır hakaret ettikleri Anadolu arısının saf olarak ellerinde bulunduğunu açıklamaları bile aslında
bu insanların nasıl bir para cambazı olduğunun kanıtıdır.
Bir sezon içinde hem tohumla aleti hem ıslah çalışması hemde ıslah edilmiş bir Anadolu arısı..
Bunlar bir sezon içerisinde olabilir mi?
Karniyol arısı pazarlaması devam ederken Anadolu arısı mı kaldı hepsi melezlendi diyerek bilim insanlarına
ver yansın et.
Ardından bir tohumlama aletini yaptırdığın sene Anadolu arısının safı bende diye reklama başla.
Ticaretine dini duyguları dahil edenleride kınıyorum. Ayıptır. Din ile dini görevlerin yerine getirildiğine dair
Reklamlar ile pazarlama yapılmaz. Bu ahlaksızlıkıtr.
Dün çıplak ve verimli arıcılık için izinsizce Almanyadan getirilen ana arıların foyası çıkınca, saf Anadolu arısı
Reklamı çıktı ortaya. Tıpkı bal reklamları gibi.
Islah konusunu sadece bir tohumlama aleti ile çözebilseydik keşke.
Bunca zamandır hakaret ettikleri Anadolu arısının saf olarak ellerinde bulunduğunu açıklamaları bile aslında
bu insanların nasıl bir para cambazı olduğunun kanıtıdır.
Bir sezon içinde hem tohumla aleti hem ıslah çalışması hemde ıslah edilmiş bir Anadolu arısı..
Bunlar bir sezon içerisinde olabilir mi?
Karniyol arısı pazarlaması devam ederken Anadolu arısı mı kaldı hepsi melezlendi diyerek bilim insanlarına
ver yansın et.
Ardından bir tohumlama aletini yaptırdığın sene Anadolu arısının safı bende diye reklama başla.
Ticaretine dini duyguları dahil edenleride kınıyorum. Ayıptır. Din ile dini görevlerin yerine getirildiğine dair
Reklamlar ile pazarlama yapılmaz. Bu ahlaksızlıkıtr.
2 Şubat 2012 Perşembe
Egede kar yağışı
Sabah biraz daha fazla idi. Azıcık kar bile çocukları neşelendirmeye, tüm dünyayı unutmalarına yetiyor. Sırf bu yüzden çocuk olmak istiyorum. Maziye geri dönüp. Hiç büyümemek..
18 Aralık 2011 Pazar
Uzun bir ara ve ardından apiterapi semineri
Dr Cristina Mateescu Balın apiterapide kullanım alanlarını anlatıyor.
Çeviriyi yapan Prof. Dr. Muhsin DOĞAROĞLU.
Uzun zamandır ihmal ettiğim bloğa bir şeyler karalamanın zamanı geldi geçiyor.
Zaman durmadan koşturuyor hayatlarımız üzerinde. Biz ne derece ayak uyduruyoruz bilemiyorum.
Son dönemde pek çok gelişme oldu.
Müzemizde inşaat devam ederken, gelen giden eksik olmuyor.
Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
Bu arada arılarda işler yavaşlasa da bitmiş değil.
Halk Eğitim Merkezimiz ile birlikte üçüncü arıcılık kursumuz için hazırlıklar devam ediyor.
Nasip olursa bu kurs havalardan dolayı uygulama imkânı olmadığı için şu an aktif olarak
Arıcılık yapan ancak arıcılık belgesi olmayan üreticilerin ağırlıkta olduğu bir kurs olacak.
Yine bahar aylarının gelmesi ile bir kaç değişik projeyi uygulamaya koymak niyetindeyiz.
Umarım ki yapacaklarımız arıcılarımıza fayda sağlar ve arıcılık sektöründe ülkemizin farklı
Yerlerinde bizimkilerden çok daha iyi projeler ve uygulamalar yapılmasına bir küçük örnek olur.
Müzemize gelen öğrenciler.
Çine Arıcılık Müzesinde Ekoloji Temelli Doğa Eğitimi Sonuç ve Değerlendirme Toplantısı
Fotoğraftakiler
Doç. Dr. Emine Didem Evci Kiraz ADÜ Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı ABD
Öğr. Gör. Emine İnci ADÜ Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü
Yrd. Doç. Dr. Ruken Akar Vural ADÜ Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü
Öğr. Gör. Mustafa Kösoğlu ADÜ Çine Meslek Yüksekokulu, Arıcılık Programı
Hüseyin Basri ÇALIŞKAN
Prof. Dr. Özhan Boz ADÜ Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
Prof. Dr. İbrahim Gençsoylu ADÜ Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
Tüm hocalarımı bu güzel proje için tebrik ediyorum.
Projenin tüm ekibini bu bağlantıdan görebilirsiniz.
http://www.cametde.com/ekip.php
Çine Madranspor takımımızın müzemizi ziyareti.
23 Kasım 2011 Çarşamba
24 Şubat 2011 Perşembe
6 Şubat 2011 Pazar
Mevsimsel durgunluk
Tüm arıcılara selamlar.
Üzün zamandır bilgisayar başında olduğum halde bu bloğu ihmal ettik. Bir şeyler yazmak gerekiyordu aslında bilgi sahibi olunması gereken o kadar çok konu var ki, bunları araştırırken bildiklerimizde paylaşmak gerekiyor ama yapamıyoruz. Bu anlamda affınıza sığınıyoruz. Bulunduğum yer ( Çine / Aydın ) çok soğuk olmasa da bir iki gece kendisini don olarak hissettirdi soğuklar. Ardından öğlen sıcaklıkları yine yüksek değerlere çıktı. Bu havada arılar içini risk oluşturuyor aslında. Özellikle bulutlu havalarda soğuk hava akımına yakalanıp dışarıda kalan tarlacılar bir bir tükeniyor. Penceremin önündeki hurmanın bir demet halinde toplu olarak açan çiçeklerinde öğlen saatlerini bir bayram neşesi içinde geçiren arılar o an bir bulut güneşi kapattığında çiçek demetinin içine gömülüyor, dışarıda kalıp rüzgâra yakalananlar çimenlerin üzerine serili veriyor. Bölge arıcısının çam alanlarından getirdikten sonra kaderine bıraktığı kolonilerin sönmesi her sene biraz daha bilinçlenen arıcılar sayesinde azalsa da artık bu tür koloni ölümleri yaşanmıyor demek için çok erken. Yapılan en büyük hataların bazıları.
Arının çam alanlarında hırpalandığı hesaba katılmayarak mümkün olan en çok balı alma düşüncesiyle arının son ana kadar polen sıkıntısı olan çam alanında tutulması,
Ilık havalarda kesilmeyen yavruya güvenilerek 3 er çerçeve ile kışlayan kolonilere fazla çerçeve bırakılması geç gelen soğuklar hesaba katılmadan arıda az besin bırakılması
Hastalık ve zararlılarla mücadelenin umursanmamasını sayabiliriz.
Bu şartlar altında Muğla arısını bir başka arı ile kıyaslayanların bu bölgede arıcılık yapmalarını Muğla arısını yerinde görmelerini önemle rica ediyorum.
Her sene kışın 3 ila 4 çerçevede kışlayıp,
Havalandırması zayıf uçuş delikleri bile oldukça kısa olan kovanlarda yaşayıp baharda
Hem arı bölünen, ( zira kayıplar giderilmeli) hem de hemen ardından yakın tarihte hayıt bitkisinin nektarına yetişmesi için zorlanan,
O nektar akımı ardından daha kendisini bile toplayamadan ( yavrulu çerçevelerin süzülmesini söylemiyorum bile ki içim gidiyor) çam alanlarına taşınan
Arada hakkı ile zararlı mücadelesi yapılmayan, çok çok iki sefer duman verilen arıyı
Yabancı bölgelere götürüp kötü yönetim şartları altında oğulcudur saldırgandır diyerek beğenmeyen arıcılarımızın eksik yada hatalı düşündükleri söylemek sanırım yanlış olmaz.
Burada bir noktayı belirtmek istiyorum. Yazdıklarım çevremde gördüklerimdir. Düzgün arıcılık uygulamaları yapıp arılarını gereği gibi bakan arıcılarımız bunlara itiraz edebilir belki. Önümüzdeki sezon gelip birkaç arılık gezerek durumu kendi gözleri ile görürlerse yazıma hak vereceklerdir. Bulunduğum yerde arı kışlatıp başka illere giden göçer arıcılarımızın da yaptıkları hatalar olmakla beraber onlar genelde melez arı ile çalıştıkları için bazı sıkıntıları farklı yaşıyorlar ve kendilerine göre çözümleri var.
Bazı ırklara ait ana arıları ( söylenen ırka ait midir tartışılır) çok katlı kışlayıp önüne gelen her nektarı süpürüp bal yapacak diyerek şişirerek satmaya çalışan vatandaşlara yönelen arıcıların en azından bölgemizin koşullarını düşünerek hareket etmelerini yaklaşan bahar ayları ile sağdan soldan gelen şu ırkta anarı talepleriniz alınır. Efendim şu kadar daha çiftleştirme kutusu yaptık. Satın aldık Kapasitemizi arttırdık hikâyelerini dinlemeden önce kendi arılıklarındaki arının isteklerini ne kadar karşılayabildiklerini kendilerine sormalarını tavsiye ediyorum.
Elinde bir ırkın ana arısı sevinçle yanıma gelen arıcı arkadaşım bana: Bak aldım en sonunda bu arı 2 üstlük bal yapıyor demişti. O zaman bu sorunları bilmediğim ( Egede arıcılığı ve alt yapı eksiklerini) için aklıma gelmemişti sahi bizim arılıklarda her kovana kaç ballık düşüyor. O gözlerindeki ışıltı hiç sönmesin isterdim. Ama maalesef o ananın yerini çoktan başkası aldı. Arkadaşın iki kat balda beslemekle doyuramıyorum dediği arısına şeker olup aktı.
Görünen o ki
Arı kadar arıcılık bilgisinin de önemi olduğunu bıkmadan usanmadan anlatacağız artık arıcılarımıza…
Birde her imkânda ıslahtan, ıslah edilmiş ırklardan bahsederken oralara ülkemizden giden arı hatlarının en büyük çalışma alanı olduğunu unutmasın kimse.
Türkiye’nin her bölgesinde arılar melezdir izole bölgeler bile yalandır diye bağıran USTA arıcılarımız nasıl oluyor da yurt dışından getirdikleri SAF ların larvalarını, Yoktur yalandır diye saatlerce yayın yaptıkları Anadolu arısının Eğe eko tipi olarak anılan MUĞLA yöresinin arılarına besleterek bu YURTDIŞINDAN GELEN ARI İLE AYNIDIR ( yada F1.2..3) DİYE SATAR. ANLAMAK ZOR. Boş kaldıkça melez karşıtı yayın yaparken bir yandan da anakentlerin merdiven altlarında dışarıdaki arılardan uzak mı yetiştiriliyor bu arılar. Belki de seralar içerisinde çiftleşiyorlar.
Birileri almış eline bir borazan çalıyor. Borazan çalmak yasak değil ya çalsınlar bakalım. Kimisi diyor ki bizi sen uyandırdın Allah razı olsun. Dışarıdan bakınca bizde ilk anda öle düşündük ama hataları anlamak da iyi. Arıcılığımız için çalışana her zaman elimizden geldiğince destek olmak en büyük arzumuz. Ama görüyoruz ki cep doldurma ve çıkar mücadelesi içinde bilim insanlarına sataşarak ben buradayım beni de duyun diyenler de var aramızda. Üzülüyoruz hali ile. Üzülüyoruz ama doğru bildiğimizi söylemekten vazgeçecek de değiliz.
Kimsenin ne ticareti nede yaptığı beni rahatsız ediyor. Rahatsız olduğum konu google çeviri ile makale çevirip onu da yanlış yorumlayanların sürekli olarak bilim insanımız şöyle, üniversitemiz şöyle, diyerek kendilerine piyasa yapmaya çalışmaları. Arıcılığa başladıkları yıllarda kitaplarını eserlerini kaynak diye kullandıkları, bilemedikleri pek çok konuyu danıştıkları insanları, arıclığıımza çok fazla emeği geçmiş insanları şimdi maddi çıkarlarına uymuyor diye kötülemeleri gerçekten garip geliyor bana..
Üzün zamandır bilgisayar başında olduğum halde bu bloğu ihmal ettik. Bir şeyler yazmak gerekiyordu aslında bilgi sahibi olunması gereken o kadar çok konu var ki, bunları araştırırken bildiklerimizde paylaşmak gerekiyor ama yapamıyoruz. Bu anlamda affınıza sığınıyoruz. Bulunduğum yer ( Çine / Aydın ) çok soğuk olmasa da bir iki gece kendisini don olarak hissettirdi soğuklar. Ardından öğlen sıcaklıkları yine yüksek değerlere çıktı. Bu havada arılar içini risk oluşturuyor aslında. Özellikle bulutlu havalarda soğuk hava akımına yakalanıp dışarıda kalan tarlacılar bir bir tükeniyor. Penceremin önündeki hurmanın bir demet halinde toplu olarak açan çiçeklerinde öğlen saatlerini bir bayram neşesi içinde geçiren arılar o an bir bulut güneşi kapattığında çiçek demetinin içine gömülüyor, dışarıda kalıp rüzgâra yakalananlar çimenlerin üzerine serili veriyor. Bölge arıcısının çam alanlarından getirdikten sonra kaderine bıraktığı kolonilerin sönmesi her sene biraz daha bilinçlenen arıcılar sayesinde azalsa da artık bu tür koloni ölümleri yaşanmıyor demek için çok erken. Yapılan en büyük hataların bazıları.
Arının çam alanlarında hırpalandığı hesaba katılmayarak mümkün olan en çok balı alma düşüncesiyle arının son ana kadar polen sıkıntısı olan çam alanında tutulması,
Ilık havalarda kesilmeyen yavruya güvenilerek 3 er çerçeve ile kışlayan kolonilere fazla çerçeve bırakılması geç gelen soğuklar hesaba katılmadan arıda az besin bırakılması
Hastalık ve zararlılarla mücadelenin umursanmamasını sayabiliriz.
Bu şartlar altında Muğla arısını bir başka arı ile kıyaslayanların bu bölgede arıcılık yapmalarını Muğla arısını yerinde görmelerini önemle rica ediyorum.
Her sene kışın 3 ila 4 çerçevede kışlayıp,
Havalandırması zayıf uçuş delikleri bile oldukça kısa olan kovanlarda yaşayıp baharda
Hem arı bölünen, ( zira kayıplar giderilmeli) hem de hemen ardından yakın tarihte hayıt bitkisinin nektarına yetişmesi için zorlanan,
O nektar akımı ardından daha kendisini bile toplayamadan ( yavrulu çerçevelerin süzülmesini söylemiyorum bile ki içim gidiyor) çam alanlarına taşınan
Arada hakkı ile zararlı mücadelesi yapılmayan, çok çok iki sefer duman verilen arıyı
Yabancı bölgelere götürüp kötü yönetim şartları altında oğulcudur saldırgandır diyerek beğenmeyen arıcılarımızın eksik yada hatalı düşündükleri söylemek sanırım yanlış olmaz.
Burada bir noktayı belirtmek istiyorum. Yazdıklarım çevremde gördüklerimdir. Düzgün arıcılık uygulamaları yapıp arılarını gereği gibi bakan arıcılarımız bunlara itiraz edebilir belki. Önümüzdeki sezon gelip birkaç arılık gezerek durumu kendi gözleri ile görürlerse yazıma hak vereceklerdir. Bulunduğum yerde arı kışlatıp başka illere giden göçer arıcılarımızın da yaptıkları hatalar olmakla beraber onlar genelde melez arı ile çalıştıkları için bazı sıkıntıları farklı yaşıyorlar ve kendilerine göre çözümleri var.
Bazı ırklara ait ana arıları ( söylenen ırka ait midir tartışılır) çok katlı kışlayıp önüne gelen her nektarı süpürüp bal yapacak diyerek şişirerek satmaya çalışan vatandaşlara yönelen arıcıların en azından bölgemizin koşullarını düşünerek hareket etmelerini yaklaşan bahar ayları ile sağdan soldan gelen şu ırkta anarı talepleriniz alınır. Efendim şu kadar daha çiftleştirme kutusu yaptık. Satın aldık Kapasitemizi arttırdık hikâyelerini dinlemeden önce kendi arılıklarındaki arının isteklerini ne kadar karşılayabildiklerini kendilerine sormalarını tavsiye ediyorum.
Elinde bir ırkın ana arısı sevinçle yanıma gelen arıcı arkadaşım bana: Bak aldım en sonunda bu arı 2 üstlük bal yapıyor demişti. O zaman bu sorunları bilmediğim ( Egede arıcılığı ve alt yapı eksiklerini) için aklıma gelmemişti sahi bizim arılıklarda her kovana kaç ballık düşüyor. O gözlerindeki ışıltı hiç sönmesin isterdim. Ama maalesef o ananın yerini çoktan başkası aldı. Arkadaşın iki kat balda beslemekle doyuramıyorum dediği arısına şeker olup aktı.
Görünen o ki
Arı kadar arıcılık bilgisinin de önemi olduğunu bıkmadan usanmadan anlatacağız artık arıcılarımıza…
Birde her imkânda ıslahtan, ıslah edilmiş ırklardan bahsederken oralara ülkemizden giden arı hatlarının en büyük çalışma alanı olduğunu unutmasın kimse.
Türkiye’nin her bölgesinde arılar melezdir izole bölgeler bile yalandır diye bağıran USTA arıcılarımız nasıl oluyor da yurt dışından getirdikleri SAF ların larvalarını, Yoktur yalandır diye saatlerce yayın yaptıkları Anadolu arısının Eğe eko tipi olarak anılan MUĞLA yöresinin arılarına besleterek bu YURTDIŞINDAN GELEN ARI İLE AYNIDIR ( yada F1.2..3) DİYE SATAR. ANLAMAK ZOR. Boş kaldıkça melez karşıtı yayın yaparken bir yandan da anakentlerin merdiven altlarında dışarıdaki arılardan uzak mı yetiştiriliyor bu arılar. Belki de seralar içerisinde çiftleşiyorlar.
Birileri almış eline bir borazan çalıyor. Borazan çalmak yasak değil ya çalsınlar bakalım. Kimisi diyor ki bizi sen uyandırdın Allah razı olsun. Dışarıdan bakınca bizde ilk anda öle düşündük ama hataları anlamak da iyi. Arıcılığımız için çalışana her zaman elimizden geldiğince destek olmak en büyük arzumuz. Ama görüyoruz ki cep doldurma ve çıkar mücadelesi içinde bilim insanlarına sataşarak ben buradayım beni de duyun diyenler de var aramızda. Üzülüyoruz hali ile. Üzülüyoruz ama doğru bildiğimizi söylemekten vazgeçecek de değiliz.
Kimsenin ne ticareti nede yaptığı beni rahatsız ediyor. Rahatsız olduğum konu google çeviri ile makale çevirip onu da yanlış yorumlayanların sürekli olarak bilim insanımız şöyle, üniversitemiz şöyle, diyerek kendilerine piyasa yapmaya çalışmaları. Arıcılığa başladıkları yıllarda kitaplarını eserlerini kaynak diye kullandıkları, bilemedikleri pek çok konuyu danıştıkları insanları, arıclığıımza çok fazla emeği geçmiş insanları şimdi maddi çıkarlarına uymuyor diye kötülemeleri gerçekten garip geliyor bana..
26 Aralık 2010 Pazar
Arıcılık kaynakları
Sayın Enver ÖDER'in kitaplarını çok uzun zamandır aramaktayım . Elime gecen fotokopi ve ders notları Ana arı yetiştiriciliği, Arıların beslenmesi, Uygulamalı arıcılık,arı hastalıkları gibi bir çok kitabı olduğunu çok sayıda araştırma ve yazısı olduğunu kendisinin Fethiye arıcılık araştırma enstütüsünü kurduğunu öğrenmeme rağmen piyasada kitaplarını bulmak nerede ise imkansız. İnternet üzerinde buldugum Arı hastalıkları kitabını aldım düne elime geçti ve kitaba baktığımda artık yeni kitapları okumama kararı alacaktım neredeyse. Bal arısı gibi önemli bir canlının hakkında çok daha fazla yayın olmasını bekliyoruz .Ama bu yayınların kalitesini ne belirliyor. Ben sayın Enver ÖDER i sizlere tavsiye ediyorum. Kendisinin ilk tanıştığım kitabı olan Uygulamalı Arıcılık kitabını şidddetle okumanızı istiyorum . İnternet üzerinde satış yapan bir tek yer var ve ben bu kitabı zar zor hocanın kendisine ulaşarak temin edebilmiştim. . Gerçekten piyasadaki pek çok eserin üzerinde bir kitap yazmış değerli hoca.Çeviri ve litaratür konusunda da ders verecek nitelikte . Sayın Enver ÖDER in Bal arılarının beslenmesi , Uygulamalı ana arı yetiştiriciliği kitapları elinde olup satmak isteyen var ise talibim bu kitaplara bana ulaşabilirsiniz. Arıcılık konusunda her türlü yayına ihtiyaç ve merakım devam ediyor. Bu konuda yayınlayanan eserlerin sahiplerine sonsuz teşekkür ediyoruz her daim. Ama Sayın Enver ÖDER'in kitapları kadar doyurucu kaynaklar oldukça az. Gercek anlamda araştırma ve bilgiyi içeren bu yayınların eski baskılarını bile mumla arar olduk.( Sayın prof. Muhsin DOĞAROĞLU'nu da tebrik etmek ve hatırlatmak isterim. ) ....
Enver ÖDER 0505 246 73 79 -0 232 374 39 42 numaralı telefonlardan hocanın kendisinden son kitabını isteyebilirsiniz.... Arıcılık konusunda çalışmayan üretmeyen bilim adamlarından şikayet ile bahsederken elimizdeki değerlerin kıymetini bilmiyor ve arıcılar olarak bu kaynakları üreten didinen kimselere gerekli değeri vermiyoruz. Oysa her fırsatta onların kitaplarını okuyor çocuklarımıza okutuyoruz. Lütfen Bilim Adamlarımızı, Hocalarımızı karalamayı bırakalım . Unutmayalım. Unutturmayalım onları.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

